|
Bilindiği gibi emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin
politikalarının ülkemizde kolaylıkla uygulanması,
yaratılan muhalefetin dağıtılması amacıyla 1980
darbesi yapılmış, YÖK de darbenin üniversitelerdeki
postalı olarak kurulmuştur. YÖK yalnızca bir denetim
mekanizması değil; üniversitelerde sosyal, siyasi
ve ekonomik politikaların, darbe düzeninin aracıdır.
6 Kasım eylemleri YÖK düzeninin parçalanması amacıyla
başlatılmış, içeriği gelişerek-zenginleşerek gelenekselleşmiş
ve deyim yerinde ise gençliğin “1 Mayıs”ı niteliğini
kazanmıştır. YÖK bugün de uzaklarda bir yerdeki
bir kurum değil, disiplin yönetmeliği ile, har(a)çlarla,
üniversitedeki polis varlığıyla, gerici öğretim
elemanı-idari kadrosuyla, özel üniversite ve yurtlarıyla,
yozlaştırılmış-susturulmuş gençliğiyle hayatımızın
içindedir.
YÖK hala ülke üzerinde oynanan oyunların, emperyalist-kapitalist
politikaların dolaylı veya doğrudan aracıdır.
Minibüse verecek paramızın olmaması, barınma sorunu
vb… ülkedeki genel yoksulluktan bağımsız mıdır?
Formasyon sorunu genel işsizliğin bir sonucu değil
midir? Geleceksizlik tabii ki başta gençliğin
ve tüm halkın korkusudur. Ya harçların sürekli
artması, özel üniversitelerin yaygınlaşması neo-liberal
politikalardan bağımsız mıdır? Peki disiplin yönetmeliği
ülkedeki muhalefeti susturmak için oluşturulmuş
onca yasanın üniversitelerdeki yansıması değil
midir? Okullarımızda maruz kaldığımız faşist saldırılar;
ülkede yaratılmaya çalışılan şovenist havadan,
provokasyonlardan bağımsız mı? Bu koşullarda gençlikten
susması istenmekte, üniversitenin en önemli bileşeni
olan öğrenciler dikkate alınmadan üniversitelerde
yeni yeni politikalar uygulanmaktadır.
Böylesi bir süreçte paralı-gerici eğitime, üniversitelerin
ve gençliğin tam bir denetim altına alınmasına,
faşist saldırı ve provokasyonlara, özelleştirmelere
hem iyi bir yanıt verebilmek hem de “biz de varız,
üniversiteler bizimdir” diyebilmek için güçlü-birleşik-kitlesel
bir hepimizin, gençliğin ve bir parçası olduğu
toplumsal muhalefetin en büyük ihtiyacıdır.
2005 yılının 6 Kasım’ını bu düşüncelerle karşılıyoruz.
Bu kadar sorunun ve yok sayılmanın, yok edilmeye
çalışılmanın yumağında 6 Kasım eylemi kısır tartışmalara
kurban edilmemeli ve gençliğin bütün gücü bölünmeksizin
alanlara taşınmalıdır.
6 Kasım gençliğin birlik ve mücadele günüdür!
YÖK’e, özelleştirmelere, yıkımlara ve sömürü düzenine
karşı alanlara!
Devrimci Sosyalist Gençlik
…
|