|
Geçtiğimiz
süreçte PKK tarafından “barışa katkı” amacıyla
gönderilen silahsız grupların üyelernin tutuklanmasıyla,
AKP hükümetinin “açılım” adı altında başlattığı
Kürtleri teslim alma ve ulusal iradeyi kırma hamlesi
fiili ve resmi olarak sona erdi.
Ekim 2009’da PKK’nin politik girişimiyle Kandil
ve Mahmur’dan gelerek Habur’dan giriş yapan ve
Kürt halkı tarafından görkemli gösterilerle karşılanan
gruptan 10’u Diyarbakır 4. ve 5. Ağır Ceza Mahkemeleri
tarafından tutuklandı; üçü hakkında da tutuklama
kararı çıkarıldı. Mahkemede ısrarla sorulan “pişman
mısınız” sorusuna PKK’de oldukları için pişman
olmadıkları yanıtını veren grup üyeleri, bunu
Habur’da giriş yaptıkları andan itibaren tekrarladıkları
halde tutuklandılar.
Bilindiği gibi, geçen yılın başından beri sürdürülmek
istenen “Kürt açılımı” ile AKP, birkaç bireysel
temelli düzenleme ve içi boş kürsü nutukları ile
Kürtleri kandırmayı ve teslimiyete zorlamayı hedeflemiş
ama Habur girişi sonrasında ortaya çıkan Kürt
inisiya- tifi durumu köklü biçimde değiştirmişti.
Habur’dan Diyarbakır’a dek uzanan yol boyunca
Kürt halkı kendi çocuklarını coşkuyla bağrına
basmış, daha sonra da her adımda tepkisini büyük
gösteriler ile ortaya koymuştu. Öte yandan aynı
süreç hükümetin her anlamdaki ikiyüzlülüğünü de
açığa çıkarmış, bir yandan meclis kürsüsünde şiirli
nutuklar atanlar, diğer yandan da operasyonları
tırmandırmış, bütün kitle gösterilerine vahşice
saldırmışlardı. “Kürt Açılımı”nın adı bile zaman
içersinde “Milli Birlik Açılımı” haline dönüşmüş
ve artık savaşa hız verilmişti.
Bugün gelinen noktada, Habur’da tutuklama nedeni
sayılmayan bir durumun Diyarbakır’da değişmesi,
simgesel olarak sahte “çözüm” politikalarının
tümüyle sona erdiği anlamına gelmektedir. Çok
kısa bir süreliğine “inkar ve imha” politikalarının
üstünü incecik bir tülle örtmeye çalışan sömürgecilik,
yeniden eski pozisyonuna dönmüş, yeni bir kıyım
döneminin kapısı açılmıştır. Oligarşinin bunda
sonra umutsuzca saldırısını artıracağı kesindir;
ki zaten uzun süredir yapılanlar da bundan ibarettir.
Şimdi, bir kez daha Kürt ulusunun kendi kaderini
tayin hakkını savunma, sömürgeci zulme karşı emekçilerin
ve devrimcilerin sesini birleştirip yükseltme
zamanıdır.
Emek ve Özgürlük Cephesi, operasyonlara ve saldırılara
karşı herkesi mücade- leye çağırıyor.
Yaşasın Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakkı
Yaşasın Halkların Kardeşliği ve Devrimci Dayanışması
19 Haziran 2010
|